27 Nisan 2008 Pazar

Kutu kutu tüyoları

  • Ahmet ağabey ne hissediyorsun?
  • valla bu gün hiçbirşey hissetmiyorum
  • Ayşe sen son günerde hiç kırmızı açtın mı?
  • 50 'den geriye sayalım mı?
  • Acun bey siz açar mısınız bu kutuyu?
  • Hamdi Bey 'e çokteşekkür ediyorum.
  • Aç hadi aç!
  • Kutuyu açmadan önce bir kaç şey söylemek istiyorum: Seni daha yeni tanımama rağmen çok iyi bir insansın. Kalbin çok temiz. Seni yakmak istemem inşallah mavi açarım.
Yazarken bile içime fenalık geldi. Bu ne sevgili okuyucular "olmayana ergi" yöntemi gibi boş konuşma yarışması.
İşte size yarışmada işe yarayacak bazı tüyolar.
  1. Öncelikle açıkgöz ve fırsatçı ve çok sabırlı olmanız gerekiyor.
  2. Her programda olmayan bir şe hakkında boş boş yorum yapacak, onu okşayacak, sevecek bazen nefret edecek bazedne sevinçten havalara uçacak kadar sabırlı ve mangal gibi bir yüreğe sahip olmanız gerekiyor.
  3. O gün siz yarışmacıysanız herkese ne hissettiğini sormalı fakat içinizden geçen kutuyu açtırmalısınız.
  4. Ikındık sıkındık son 4'e 2 kırmızı bir sarı bir mavi bıraktık. Eskiden bol bol para dağıtan gizemli kişilik Hamdi Bey'in eli artık pek bi sıkı. Son dörde girdiğinizde ise Acun sizin dikkatinizi dağıtmak ve konsontrasyonunuzu bozmak için uğracak. Yok annenize bir kutu söylesin, yok babanız söylesin Nasıl tanıştınız? nasıl evlendiniz? gibi konuşmalar yapacaktır sakın yemeyin. Cevap verin ama yarışma havasından çıkmayın
  5. Birde yarışmanın sonuna doğru Hamdi Bey üksek bir teklif verdiyse; Acun seyircilere alkışlatarak yokum demenizi sağlamaya çalışacaktır. Uymayın, yapmayın etmeyin. Güzel teklifi kabul edin.
  6. Kabul ettiniz şimdi de devam etseydi neler olacaktı kısmına geldik. O rahatlıkla söylediğiniz kutularda mavi çıksa bile üzülmeyin. Çünkü teklifi kabu etmeseydiniz o gerginlik, omuzlarınıza binen yük ve aklınızda yokum dediğiniz teklifle çoğunlukla yada genellikle en yüksek kırmızıyı açtırabilirsiniz. Onun için teklifi kabul edin ve güle güle harcayın :)

04 Nisan 2008 Cuma

Reklamlar...

Televizyonda yayınlanan rekamlar ve arada vaadedilenler, sloganlar, acaba gerçekten güvenilir mi?

Mesela epilasyon aletleri 1 aya kadar püzürsüz güzellik diyor. 1 ay tüy çıkmasını engelleyecekmiş yalanın dik alası. Ha birde acısız kısmı var ki o külliyen yalan.

Peki ya sakız reklamları. Sakızlar her derde deva. Yağmur yağdıranı var, sevgili bulduranı var. Sıcaktan bunaldın, terden sırılsıklam oldun bir minik sakız at agzına "serin serin, püfür püfür". Hatta insanı havuza atan ferahlıktan buz tutturan, dansettiren oynatan, zıplatan bile var. Çok inandırıcı :)

Üç boyutlu cipsler zayıf kızları bile dolgun birer afete çevirebiliyor.

Arko vücut losyonu sürdüm diye kırmızı tuvaletini giyip yollarda dans ederek dolaşan kızıda reklamlardan tanıdık.

Peki ya en özel ve hassas günlerinde beyaz bikinisiyle plajda voleybol oynayan kızımıza nedemeli.

Kapınıza bulaşık makinası getiren ve bunu kullanırsanız tasarruf edersiniz diyen oldu mu? Olmadı mı çok üzücü :)

Tabii birde bebek ürünleri ar. bebek bezleri prima sızdırmaz, esnek bantlıyı bağladınız mı çocuklar mışıl mışıl uyuyor. Ağlamıyorlarmış, gazmış, huzursuzlukmuş prima hepsini çözer.

İndirimli diye sunulan market ürünleri. A markette çayın yarım kilosu 4,99 ytl. Yahu zaten o çay 5 lira kimi kandırıyorsun? Dalga mı geçiyorsun?

Son zamanlarda en sevdiğim reklam vodafone reklamları.

- Müdürüm aslan kaçmış.
- Çaktırma. (Kütt telefon kapanır)

Her ne olursa olsun reklamları seyretmek çok eğlenceli. Ben reklamları seyretmeyi çok seviyorum. Bazen abartıyorlar bazen saçmalıyorlar bazende çok ciddiye alıyorlar. Çeşit çeşit, renk renk. Hepside birbirinden eğlenceli. Reklam filmi çekilirken harcanan emek ve paranında tabiiki farkındayım...

01 Nisan 2008 Salı

Banu Avar 'la Sınırlar Arasında

Pazartesi geceleri 22:30 'da TRT1 'de Banu Avar 'la sınırlar arasında diye bir program var Her hafta bir ükeye gidip Avrupa Birliğinin bize dayattığı yada uygulamamız istediği şeyleri ülkemizle kıyaslayarak sorguluyor. Özellikle genç arkadaşlara tavsiye ediyorum...

30 Mart 2008 Pazar

Tek Umudum Sendin

Ayşe Özgün yılların gazetecisi, programcısı. Hayran olduğum bir kişilik. Hafta içi her sabah 9:00 'da " işte bu bizim hikayemiz" adlı programı yapıyor.

Ama maalesef oda modaya uydu. Programa her geleni azarlıyor kafasına yatmayana inanmıyor. İstemediği gibi konuşanın yüzüne telefon kapattırıyor. 22 Şubat cuma günü konuklardan biri alternatif tıpla kısmi felci iyileştirdiğini anlatıyordu. Hemde kendiside eğitim alıyordu adamın söylediği akademisyenleri Ayşe Özgün 'de tanıdığını bildirdi. Fakat yaptığı araştırmalara inanmıyordu. Dolayısıyla karşı taraf yalan söylüyormuş gibi bir tavır takınmaları, küçümser bir hava. Şimdi Ayşe hanıma sormak istiyorum. Programınıza dalga geçmek, geçirmek için mi yoksa azarlamak için mi konuk çağırıyorsunuz? Programa katılan konuklar sadece sizin inandığınız ve onayladığınız şekilde mi konuşmalı?

Ve Rahşan Gülşan ne iş yapar? Araştırmacı gazeteciyse niye konukları ve uzmanlık alanlarını araştırmadan gelip konuşup konuşup (bana göre azarlayıp) programdan çekiliyor. Son olarak sizin inanmadığınız şey yalan mı? Yada öyle bir şey olamaz mı? Tanınmış üniversitelerde önemi biim insanlarının yıllarını verdikleri araştırmaar size "olamaz" geldiği için geçersiz mi? (konunun ne olduğu önemli değil) Size hayran biri olarak bu davranışları size hiç yakıştıramıyorum. Böyle davranırsanız diğerlerinden farkınız kalmaz. Benim gibi sizin program yapmanızı hevesle bekleyen hayranlarınızı hayal kırıklığına uğratırsınız.

Aslında "Dobra Dobra"lardada aynı şey oluyor. Ne kadar üfürükçü, hacı, hoca varsa programa çağırılyorlar. Sonra insanları azarlayıp biz size inanmıyoruz, siz yalancısınız diyorlar, eleştriyorlar.
Bu insanlara madem inanmıyorsunuz niye çağırıyorsunuz? Niye tvye çağırıyorsunuz. Ayrıca istediğin kadar inanmaTvye çıkardığın insanın reklamını, tanıtımını yapıyorsun. Ve belkide bir sürü cahil insanı onlara gönderiyorsun.

21 Mart 2008 Cuma

Repliksiz dizi

Siz hiç repliksiz dizi duydunuz mu? Nası olur? demeyin. Bizim evin hallerini seyredin. O güzelim diziyi neden bu hale getirdiler bilmiyorum ama aylardır serediyorum kısır replikler yüzünden bir adım ileri gitmedi. ıkına ıkına kıvrana kıvrana bir hal oldular. Ne bir şey konuşabildiler nede bir konuyu halledebildiler. Senaristlerine rica ediyorum diziye hareket, heycan, akıcılık katacak konu ve replikler yazsınlar lütfen...

12 Mart 2008 Çarşamba

Selena ve Bez Bebek

Atv ve fox tv'nin iki sevilen dizisi Selena ve Bez Bebek Bakalım iki dizi arasındaki yedi farkı bulabilecekmiyiz?

1) 2 adet villa tipi ev
2)Sinir bozucu bir şekilde rol yapan para ve marka arsızı kötü kız çocuk karakter.
3)Evde sürekli belirip, kaybolan yi periler, kötü hadesler olmasına rağmen hiç bir şeyden haberi olmayan ev halkı.
4)Bütün işi gücü sevenlerin kavuşmasını önlemek olan kötü kadın karakterler.
5) Evlerde sürekli, periler, yaratıklar belirior, buna rağmen iyi çocuk karakter çok sakin Birden karşılarında bir şey beliriyor.
- Merhaba Selena
- Aa Kulina
Çocuklar sakin alışmışlar. Evler periler için yol geçen hanı olmuş. Herşey iyi güzel de birde şu tekrarlar olmasa. Haftada bir kere seyretsem çok güzel. Ama her gün tekrarları var. İMDAT !!!

03 Mart 2008 Pazartesi

Derya Baykal - Deryalı Günler

Derya Baykal 4 yıldır televizyonda çok başarılı program yapıyor. Kadınımıza üretmeyi, hayal etmeyi, kendine güvenmeyi ve hayata gülümsemeyi adeta yeniden hatırlattı. El sanatları dalında çalışan üreten insanları bizlerle tanıştırdı. Tüketim ve alışveriş çılgınlığı yaşadığımız şu zamanlarda küçük bir küpe yada toka bile olsa bunlara kendimizden bir şey katarak vede silikon tabancası kullanarak kendi elerimizle birşeyler yapmanın ruhumuzu ne kadar beslediğini sayesinde tekrar aklımıza geldi. Ama şu sezon yaptığı program kötü. Kendisi harika, çok güzel, çok başarılı ve pozitif. ama deryalı günler yemek programına döndü. Artık hiç el işi, el emeği işler öğretip göstermiyor. Bu olayın kendisinden kaynaklanmadığını biliyorum. Belki yapımcının isteği bu. Peki ya seyircinin isteği?